7.02.2010

Oda


Oda'yı o kadar çok önemsiyorum ki. Kapısında şöyle yazıyor; "burası gayet güzel" camında da şöyle yazıyor "umutsuzluğa alışma". Dans stüdyosu manzaralı oda... daha ne olsun.
O odada yaşanıyor. Yaşanıyor demek, o oda hergün hikayelerle doluyor demek. Özel hikayeler, hüzünlü hikayeler, mutlu hikayeler, aynı zamanda hepimizin ayrı ayrı hikayeleri o kadar çok ki.
Bu odada öyle çok şey var ki; dünyanın en güzel sohbetleri, anlık performanslar, aşk, röntgencilik; sağlı-sollu, yalnızlık, yeşil renk, kahve, ağır uykular, sevişmeler, anlık uykular, Orin-Chloe-Amala, dedikodu, uysal, hele hele stüdyoya açılan pencere. Bu pencereden atlamalar zıplamalar, intiharlar imajlar geçip gidiyor aklımdan: ) Sanıyorum ki hepimizin o odayla ilgili içimizde özel olarak tuttuğumuz anlarımız var. Bunları toplamak ama en içtekileri toplamak isterim, benimkini de içine katıp o odanın ortak ruhunu oluşturabiliriz belki.
Bu odanın seyirci tarafından pencereden izlenmesi ve içerden canlı kamerayla da duvara yansıtılarak izletilmesi öyle heyecanlı malzemeler verecek ki bize, içten ayrı dışardan ayrı bi güzel olacak gibi.
Camdan atlama denemelerimizi ilk kim denicek?